Fırat AYDINKAYA ile
Konu: Kürt Hareketinin Son Çeyrek Yüzyılı

Moderatör: Cem TERZİ
26 Haziran 2026

Fırat Aydınkaya yakın bir zaman önce “Kürt hareketinin son çeyrek yüzyılı” isimli bir makale yazdı. Makalede pek çok olumlu saptamalar olmasına rağmen ağırlıkla hareketin “ulusal devrimden pasif devrime” evrildiği eleştirisi yapılıyor.

Metindeki olumlu saptamaları şöyle özetlemek mümkün:
1. Tarihsel esneklik ve yenilenme kapasitesi: Kürt hareketinin kendini yenileyebilen, strateji değiştirebilen ve farklı koşullara uyum sağlayabilen dinamik bir yapı olduğu belirtilmektedir.

2. İdeolojik arayış ve teorik üretim: İmralı sonrası dönemde geliştirilen demokratik ulus, komün gibi kavramlar, klasik ulus-devlet anlayışını aşmaya yönelik önemli teorik girişimler olarak değerlendirilmektedir.

3. Ulusal olandan toplumsal olana geçiş denemesi: Kimlik merkezli siyasetten daha geniş bir toplumsal çerçeve kurma çabası, kapsayıcı bir siyaset üretme potansiyeli taşımaktadır.

4. Rojava’da otorite kurabilme başarısı: Rojava’da Kürtlerin bir otorite kurabilmesi, IŞİD’e karşı savunma sağlaması ve katliamların önüne geçmesi önemli bir başarı olarak kabul edilmektedir.

5. Kadınların rolü ve tarihsel kazanım: Kobani direnişi başta olmak üzere kadınların öncülüğü, hareketin en önemli tarihsel kazanımlarından biri olarak görülmektedir.

6. Evrensel değerlerle bağ kurma çabası: Özgürlük, eşitlik ve demokrasi gibi evrensel değerlerle kurulan bağ, hareketin etnik sınırları aşma potansiyeline işaret etmektedir.

7. Ezilenlerle ortaklaşma potansiyeli: Kürt hareketinin diğer ezilen toplumsal kesimlerle birlikte hareket edebilme kapasitesi önemli bir avantaj olarak değerlendirilmektedir.

8. Rojava’nın model olma iddiası: Rojava deneyimi, eleştirilse de ezilenler için alternatif bir model önerisi sunma iddiası taşımaktadır.

9. Şiddet dışı siyaset arayışı: İmralı sonrası dönemde siyasal alanı genişletme ve silahlı
mücadele dışı yollar arama çabası olumlu bir yönelim olarak değerlendirilmektedir.

ANCAK ciddi eleştiriler de var!

Öncelikle bu eleştirilerin yapıcı olduğunu söylemek çok önemli. Zira metindeki önemli saptamalardan biri, Kürt hareketini eleştirenlerin bir kısmının (Aydınkaya gibi) aynı tarihsel, ideolojik ve siyasal gelenekten çıktığıdır. Bu ifade, Aydınkaya’nın eleştirililerinin dışsal bir saldırı değil, içeriden yükselen bir değerlendirme olduğunu ortaya koyuyor. Eleştirenler, aynı mücadele deneyiminden geçmiş, aynı kavramlarla düşünmüş ve aynı düşünsel evrende şekillenmiştir. Bu nedenle eleştiri, karşıtlık değil, aynı geleneğin içinden gelen bir sorgulama biçimidir. Bu durum eleştiriyi meşrulaştırmaktadır.

Metnin ana argümanı oldukça net ve sert: Kürt hareketi son 25 yılda devrimci bir çizgiden “pasif devrim” olarak tanımlanan bir hatta kaymıştır.

Yazarın bu argümanını birkaç başlıkta özetleyebiliriz:

1. Rojava: Bir kazanım değil, bir ders : Aydınkaya, Rojava deneyimini romantize etmek yerine “acı verici bir ders” olarak okuyor. Başarıdan çok yanlışlardan öğrenilmesi gereken bir kırılma olarak görüyor.
Bu nedenle eleştirinin ertelenmesi değil, tam tersine derinleştirilmesi gerektiğini savunuyor.

2. Eleştirinin rolü: İleri gitmenin tek yolunun eleştirmek olduğu vurgulanıyor. Eleştirisizlik, lider kültü, bürokratikleşme ve halktan kopuş üretir. Aydınkaya, Kürt siyasetinde eleştirinin ya bastırıldığını ya da yüzeyde kaldığını söylüyor.

3. İmralı sonrası ideolojik dönüşüm: En kritik kırılma burada görülüyor. Ulusal kurtuluş çizgisinden “demokratik ulus / komün / radikal demokrasi” söylemine geçiş yaşanıyor. Ancak Aydınkaya’nın iddiasına göre bu dönüşüm net ve tutarlı bir model üretmedi. Aksine melez, değişken ve belirsiz bir hat ortaya çıktı.
En önemlisi, devlet dışı devrim hedefi terk edilip devleti dönüştürme, yani reformist
bir çizgiye kayıldı.

4. Bürokratikleşme ve temsil krizi:
Aydınkaya’nın en sert eleştirilerinden biri hareket içindeki temsil yapısına yöneliktir.
“Hareket içinde halk özne olmaktan çıkıp nesneye dönüştü; kararlar ise bürokratik
elitler tarafından alındı.
Halk, oy deposu, miting kitlesi ve lojistik unsur haline indirgenmiş görünüyor. Bu durum, gerçek temsilin yerini elit vesayetinin alması olarak tanımlanıyor.”

5. Rojava’nın “laboratuvara” dönüşmesi: Makaledeki en çarpıcı kavramlardan biri budur.
Rojava, özgürlük alanı olmaktan ziyade ideolojik deney alanı, yani bir laboratuvar haline gelmiş olarak anlatılıyor. Eleştiriler üç noktada yoğunlaşıyor: yerel demokrasi yerine parti hegemonyası, çoğulculuk yerine tekil yapı, kurumsallaşma yerine askeri ve merkezi kontrol.

6. Somut krizler ve çelişkiler:
Aydınkaya teorik değil, pratik örnekler de veriyor.
Kürtçe hizmetlerin sınırlı olması, kadın gazeteci intiharı ve mobbing iddiaları,
Kobani’de yoksulluk ve halkın çöküşü gibi örnekler üzerinden ideoloji ile gerçeklik arasındaki kopuş vurgulanıyor.

7. Uluslararası güçler ve stratejik körlük: ABD ile kurulan ilişkinin taktik değil, stratejik bağımlılığa dönüştüğü ileri sürülüyor.
Aydınkaya’ya göre Kürt hareketi, büyük güçlerin oyununu yeterince okuyamamış ve bunun ağır sonuçlarıyla karşılaşmıştır.

8. Türkiye süreci: Entegrasyon hattı Aydınkaya’nın iddiasına göre Türkiye’deki çözüm süreci devrimci değil, Kürt hareketini
sistem içine çekmeye yönelik bir entegrasyon süreci olarak değerlendirilmelidir. Bu çizgi, devrimci kopuştan çok reformist uyum ve statü arayışı olarak okunuyor.

9. Sonuç: “Pasif devrim”
Tüm bu sürecin adı Aydınkaya açısından pasif devrimdir.
Yani devrimci iddia varlığını sürdürür; fakat sistem yıkılmaz. Aksine hareketin önemli bir bölümü sistemin içine çekilir, dönüştürülür ve entegre edilir.

10. Son soru: En kritik nokta; makale şu soruyla bitiyor:
“Bakur’dan sonra Rojava’da pasif devrim yaşandıysa, sırada Rojhilat mı var?” Bu dönüşüm bölgesel bir eğilim mi, yoksa kaçınılmaz bir çözülme
mi?

Bu söyleşide ise Fırat Aydınkaya’ya argümanlarını soracağız:
Kürt hareketi özellikle İmralı sonrası dönemde ulusal kurtuluşçu-devrimci
çizgiden uzaklaşıp, reformist, bürokratik ve ideolojik olarak belirsiz bir hatta mı kaydı ?
Rojava deneyimi özgürlük pratiğinden çok bir “laboratuvar”a mı dönüştü?
Kürt halkı özne olmaktan çıkarıldı mı?
Bu süreci neden “pasif devrim” olarak adlandırıyor?

Fırat Aydınkaya kimdir?

Muş/Varto doğumlu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Halen Kürd Araştırmaları Dergisini koordine etmekte, nupel.tv sitesine yazılar yazmaktadır. Ayrıca şimdilerde Botantimes sitesine Kürtçe dilinde düzenli edebiyat eleştirisi yazıları yazmaktadır. Yeni Faşizmin Kökenleri başta olmak üzere birçok kitabı yayımlanmıştır.